İmkânın Nimete Nispeti...
Nedensizce yazı yazıp hatıraları canlandırmaktansa, sebebleri düşünüp ders almak gelmeli aklımıza. Sıra dışı düşünce sisteminde var oluşun bizlere neler kazandırdığı ve neler kaybettirdiğini sürekli halde mülahaza edip, sonuç aşamasına ulaşmak gerektiği aşikardır.
Bu aşama içerisinde bir çok hata ve yanılgıyla karşı karşıya kalıp, karar vermekte oldukça zorlanan ve ''keşke'' kelimesi ile tekrar başa dönen cahil fikriyat, bu mücadelede ne kadar başarılı olabilir acaba?
Elimizde bir çok imkan varken bu imkanları saçma ve boş amaçlar uğruna harcamak muhakak ki verilmiş olan bir nimete saygısızlık yapmaktır.
İmkan nasıl olur da nimet olur?
İnsanlık içinde milyonlarca kişi imkansızlık ile boğuşup dururken, elindeki imkanları doğru değerlendirmeyenlerin bu mesuliyetten kaynaklanan büyük sorumlulukları vardır.
Konu hakkında örnek vermek gerekirse; Üniversite öğrenimi görmek için elinde imkan olan bir kimse, eğer bu imkanını doğru değerlendirmeyip, bu aşamada başarısız olup ve topluma faydalı birisi olacak iken, nötr veya faydasız olması, mesuliyetini yerine getirmediğinin göstergesi olacaktır.
Nasıl ki; elimiz, ayağımız tutuyor iken kıyam edip, rüku edip, secde edip, bu uzuv ve sağlığın getirisi ile ibadetlerimizi güzelce yapabiliyorsak, verilmiş olan diğer nimet değerindeki imkanları da doğru değerlendirmeli ve mesuliyetimizin farkında olmalıyız.
Zekat ile, verebilecek olanın vermesi esas edinilmiştir. Zira Allah, verecek gücü olmayanı zekat vermesi hususunda zorlamamaktadır. Fakat verebilecek seviyede maddi imkana sahip olan kişilerin de, aynı düzeyde manevi varlığa da sahip olması gerekir.
Yani yaptığı bu davranışı, sırf yerine getirmiş olmak için değil de, amacı ve hassasiyeti fark ederek huşu ile yapması gerekir. Yoksa bir elma ağacının elma vermesi gibi verirsek zekatımızı, zihnimizi, beynimizi ve irademizi kullanmamış oluruz ki, imkan konusunda yine durağanlık ve yanlışlık yapmış oluruz.
Devamı gelebir de, gelmeye bilir de... Nasip :)
Ahmet TOPAL
15.01.2010


